Dergiler geçmişte mi kalacak?

Bilgisayarda ilk oynadığım oyun Jetpack isimli bir oyundu. Daha sonraları fifa serileri, nfs’in ilk sürümleri ve daha niceleri ile giden bir oyun serüvenim oldu. İlk oyunları genellikle Byte, PcNEt, PCworld, Chip gibi dergilerin verdiği demolarla ya da internet kafede satılan cdlerle ediniyorduk.

O dönemlerde oyunlarla ilgili bilgi edinmenin (sadece oyunlarla ilgili de değil, pc ile ilgili her türlü konunun) en kolay yolu dergilerdi. İnternetin 56k seviyesinde olduğu bir dönemden bahsediyorum. Bilgiye ulaşmanın zor olduğu o dönemlerde basılı mecralar hem çok önem arz ediyor, hem de sosyal bir duygu yaşatıyordu. Neticede ilgi alanlarınız ile ilgili olarak sayılı ortamlardan biriydi dergiler. Tüm bu duyguların üstüne Tuğbek’in yazısı sonrası Oyungezer’e abone olma isteğim geldi ve abone oldum. Dergi okumak eskisi kadar heyecan vermese de, en azından güzel bir şeylere destek olmayı düşünmüştüm.

2016 yılı içerisinde başta Sinan Akkol olmak üzere bir kaç kişi dergiden ayrıldı. Benim için değişen çok bir şey yok, 98 yılından beri elime geçtikçe dergi okuyan, istifçi duygulara sahip olmayan sıradan bir okuyucuyum nihayetinde. Fakat internette gördüğüm yorumlardan sonra, derginin en azından okuyucu beklentisi olarak gerilediğini de görebiliyorum. En azından bir çok dergi severin endişeleri bu yönde. Her ne kadar koyu bir dergi takipçisi olmasam bile son yıllarda elime geçen dergilerin bir çoğu bana eski tadı vermiyor. Kaldı ki koyu dergici olan okurları düşünemiyorum. Peki güzel dergiler neden bir bir kan kaybediyor, veya neden güzel yayınlar hayatta kalmakta bu kadar zorlanıyor?

Bence bu sorunun yanıtı yazının girişinde bahsettiğim “bilgiye erişim zorluğunun” artık neredeyse ortadan kalkmış olması. Özellikle bilgisayar oyunları veya tamamı ile bilgisayar alanında yayın yapan dergilerin sunduğu bilgileri internette bulmak çok kolaylaştı. Bununla birlikte içerik tüketimi hızlandı ve artık bilgiye, içeriğe en kısa sürede ulaşmak gibi bir istek oluşmaya başladı. Örneğin dergi yayınlandığı tarihten sonra gerçekleşen önemli bir etkinliğin haberini, yorumunu vs okumak için insanlar günlerce beklemek istemiyor. Twitter, Facebook gibi mecralar artık bu tarz içeriklerin anlık tüketilmesine alıştırdı insanları. Bunun dışında istifçi bir tutkunuz yoksa vay haline o derginin.

Gözlemlediğim bir şey daha var, benim de dahil olduğum kuşağın (86–87 ve sonrası doğanlar) artık bu tarz -tabiri caiz ise- romantik duygulara (istiflemek, kitap kokusu vs) sahip olmadığı. Bütün bunların üstüne birde Youtube kanallarını koyarsak artık insanların belli konularda basılı mecraları tercih etmediği gibi bir gerçek ortaya çıkıyor.

Hayat eski güzel şeyler için git gide zorlaşıyor, belki de internet çağının getirdiği değişimlere ve modalara karşı güzel geleneklerin yenik düşmesi sürecini yaşıyoruz.