Bisiklet Güncesi / Kilitli Pedal

En son 10 Ağustos tarihinde bisiklet ile ilgili paylaşım yapmıştım. Yavaş yavaş bu konuda ki paylaşımlarımın sayısı artacak. Bu kısa bilgiyi paylaştıktan sonra konuya gireyim.

Granfondo Marmara hazırlıkları kapsamında kendimi zorlamaya devam ediyorum. Bu noktada şu uyarıyı yapayım; zorlamadan kastım rahatlık noktasının bir, iki tık üstü oluyor. Yeri geldiğinde durup dinlenmekten çekinmiyorum.

En son Ayaş tarafına giderken arka jant tellerinden birini kırmıştım. Bu vesile ile bisikleti bakım ve onarım için bisikletçiye bıraktım. Hem tam bir bakım geçirdi hem de Ömer’in verdiği pedal da takılmış oldu. Aynı gün gidip bisiklet ayakkabımı aldım.

Hem pedala alışma hem de eş dost ile hafif piknik yapma maksadı ile gittiğim Eymirde üç parça halinde toplam elli kilometrelik sürüş gerçekleştirdim. Bugün ise -klasik olan- işe geliş gidişimi ilk kez kilitli pedalla yapmış oldum.

Kilitli pedal ile ilgili görüşlerimi paylaşmadan önce şunu belirteyim, mevcut süreçte sıkı bir beslenme düzeni, eskiye oranla yoğun bir aktif yaşam ile birlikte fazla kilolarımdan kurtuluyorum. Bu yüzden sürüş yaparken kilitli pedalın gerçekten performansıma ne kadar etki ettiğini net olarak ölçebileceğimi düşünmüyorum. Çünkü zayıflama, bisiklet kondisyonumun artması gibi etkenler yüzünden son 2 ayda yaptığım sürüşlerde artan bir grafiğe sahibim.

Kayan Pedallar

Eski pedalım kalpiye denilen ipli ve plastik kafesli pedaldı. Ben hiç ipini ve plastik kısmını kullanmadım, bisikleti aldığım gün bunları sökmüştüm. Bu durumun en büyük dezavantajı kayması idi. Pedallar metal olduğu için ayakkabı ıslandığı anda veya -ayakta sürüş gibi- pedala yüklenildiği zaman kayma yapabiliyordu. Kilitli pedala geçince bunların hepsi bitti.

Kilitli pedal sayesinde daha önce yapamadığım iki şeyi; ayakta sürüş ve sürüş sırasında su içme olayını artık daha rahat yapabiliyorum. Özellikle sürüş sırasında su içebilmek inanılmaz faydalı. Hem su içmek için duraklama yapıp vakit kaybetmiyorum, hem de susadığım zaman vakit kaybetmeden/durmayı beklemeden suya ulaşabiliyorum. Bu Granfondo Marmara için önemli bir kazanım. Pedala yanlış bir şekilde basma imkanını ortadan kaldırmış olması da sürüş keyfine ve performansa etki eden bir başka etken.

Bunların dışında kilitli pedala geçtikten sonra (sanırım bu sürekli kayan pedalın oluşturduğu bir psikolojik etki) kafamdan pedal’ı çıkarttım. Bu da etrafı daha iyi görmeme, gerektiğinde tek elle veya ayakta sürüş yapabilmeme, trafiği daha iyi kontrol etmeme sebep oldu. Artık beynim pedalı düşünmüyor, yola, trafiğe ve rotaya daha iyi odaklanabiliyorum.

Kilitli pedala beni iten çok önemli bir etken vardı; yüksek hızlarda pedalın ayaktan kurtuluyor olması. Yine benzer bir şekilde yüksek hızlarda, özellikle rampa inerken, pedalın boştaymışçasına hızlı dönüyor olmasından dolayı kontrolden çıkması büyük bir problemdi. Bu iki durum kilitli pedala geçişimi hızlandıran etkenlerin başında geliyordu.

Kilitli Pedaldan Düşmek

Şunu iyi bilmek gerekiyor, kilitli pedaldan düşmenin en büyük sebebi beynimizin kilitli pedala alışkın olmaması ve bu yüzden vakitlice kilitten çıkmayı unutmamız.

Başka bir sebep ise kilitli pedal kullanıcılarının sürekli “kesin düşeceksin” algısı yaratıyor olması. Ben -bir çok konuda- bu tarz klişelere aldırış etmediğim için çok etkilenmedim. Fakat bu söylemler insanda “ilk sürüşte kesin düşeceğim” algısı yarattığı için düşme oranları artıyor. Ben bu algıyı en başından beri kabul etmedim.

Düşmemek içinse yapılması gereken bir kaç şey var, birincisi beyni buna hazırlamak. Bunu nasıl yaparsınız bilemiyorum, her insanın düşünce yapısı farklıdır. Ben aklımdan hiç çıkartmamaya çalışarak ve düz sürüşlerde arada sırada pedalı çıkartıp takarak alıştırma yaptım ilk 10 kilometre, sonra sıkıntısız kullandım.

Bir başka önerebileceğim şey ise, bu sanırım mtb pedallarda var, pedalın sertlik ayarını düşürmek. Bu sayede ayakkabı daha kolay açılıyor.

Ben yaklaşık 60 kilometrelik sürüşte hiç düşmedim. Fakat bu düşmeyeceğim anlamına gelmiyor tabi. İki teker kullanan iki tür insan vardır; düşmüş ve düşmek üzere olan insan. Bu düsturu bana motosiklet hocam öğretmişti. Bu yüzden her zaman düşmelere hazırlıklı olmak gerekliliğini belirtmekte fayda görüyorum.

Şunu da eklemek istiyorum, ki bu tamamen benim yorumumdur, kilitli pedallarla düşenler genellikle pedalı çıkartabilecek zamana sahipken refleks olarak açma hareketini yapamadığı için düşüyorlar. Bu da zamanla çözülecek basit bir problem.

Motosiklet kullanırken vites ve frenleme için aslında kilit açma hareketi yaptığımı fark ettim. Bunun sebebi yolda giderken istemsiz bir şekilde frene veya vites koluna basmamak. Bu harekete hali hazırda alışkanlığım varmış zaten. Ayrıca motosiklette yaptığım bu hamle ile bisiklette pedal çıkartma hamlesi hemen hemen aynı zamanlarda yapılıyor. Kırmızı ışıklarda duruş, park etme vs.

Benim ilk başlardan yaşadığım en büyük problem ayakkabıyı pedala takma kısmı. İlk zamanlar bir türlü denk getiremiyordum ama bu da zamanla alışkanlık halini alacak bir şey.

Sonuç olarak; kilitli pedal inanılmaz faydalı bir ürün. Belki de bisiklete yapacağınız en iyi güncellemelerde başı çekebilir. Korkmayın, kesin düşersin diyenlere aldırış etmeyin, tabi ilk kullanımda trafiğe de çıkmayın :). Dediğim gibi eğer henüz bisikletten düşmediyseniz düşmek üzere olan bir binicisiniz. Bu yüzden nerede düşeceğiniz çok önemli. Keyifli bisiklet sürmek bu işin esas amacı bu yüzden rahat ettiğiniz şekilde, rahat ettiğiniz yerlerde alıştırmaları yapmanız faydalı olur.

Bol pedallı günler.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.