Finish Sonrası

Granfondo Marmara 2017

24 Eylül tarihinde İstanbul- Bursa arası yapılan Granfondo Marmara yarışının kısa parkuruna katılmıştım. Üzerinden biraz vakit geçti fakat yazı yazacak zamanı ancak bulabildim.

Yarış ile ilgili düşüncelerimi aktarmadan önce şunu belirtmek istiyorum. Ben granfondoya sadece bitiş çizgisine ulaşmak ve bisiklet sürmekten zevk almak için katıldım. Mevcut kapasitem zaten bir hedefi başaracak seviyede değil fakat ben bu yarışa sadece eğlence amaçlı katıldım. O yüzden hiç bir zaman bir yarışta görmek isteyeceğim seviyede beklentilerim olmadı. Kısa kısa fikirlerimi aktarmaya çalışacağım.

Otoyolda Bisiklet Sürmek

Normal şartlarda bisikletlerin otoyollara (paralı veya parasız) girmesi yasak ve çok tehlikeli. Bu yüzden pek tercih etmiyorum. Fakat etkinlik kapsamında İstanbul-Bursa otoyolu kapatılarak yarış için kullanıldı. İnanılmaz bir keyif. Türkiye şartlarında ki en iyi asfalt zemin üzerinde bom boş 4 şeritli yolda bisiklet sürmek ayrı bir zevk. Seneye performansımı geliştireceğimi düşünerek sırf köprü geçişi için uzun parkuru deneyebilirim.

Etkinlik yarış olunca 53 kilometrelik bir yolu sadece 10 dakika duraklamayla bitirdim. Normal şartlarda daha kısa olabilirdi fakat kamera pili değiştirmek için ikinci kontrol noktasında biraz fazla oyalandım.

Yarış tecrübesi, peloton sürüşler oldukça keyifliydi. Tabi ki performansım seviyesinde kısa bir süre peloton sürüşe dahil olabildim. Fakat bu bile yol bisikletinin ne kadar keyifli olduğunu anlamam için yeterli oldu. Çocukluk dönemi dışında bisiklete binmeyen biri için peloton sürüşlerin düşüncesi, yol bisikleti ile 40–50 kilometre/saat hızlarla sürüş yapmak filan gerçekten inanılmaz bir gelişme. Bu konuda bisiklete bindiğim günden beri bir parçası olduğum BGB grubunun da katkısını bir kez daha belirtmekte fayda görüyorum.

Sıcak sorun değilde nem var nem…

Daha önce Sakarya’da yaptığım sürüşlerden tecrübe ettiğim bir şey nemli havada sürüş yapmak farklı bir tecrübe. Havanın ağır olmasından dolayı hava direnci de biraz fazla oluyor. Bu da peloton sürüşlerin önemini, rüzgar boşluğunda sürüş yapmanın faydalarını bir tık daha fazla hissettiriyor.

Bursa yarışında başka bir şansımız rüzgarın Kuzey Doğu yönünden esiyor olmasıydı. Yani tam arkamızdan diyebileceğim bir açı ile. Bu yüzden yarışa katılmadan önce endişe ettiğim rampalarda pek zorlanmadan sürüş yapabildim.

Bisiklet ve Eğlence

Pek tabi ki bisiklete eğlence amaçlı biniyorum. Bunun yanında biraz performansın zararı olmaz. Yarış öncesi startı bekleme heyecanı, yarış kitlerini alıp bisiklete yerleştirme, nuraları formalara takma vs gerçekten zevkli ve heyecanlı bi süreç. Yarış işe bomboş bir yolda yüzlerce bisikletle sürmenin keyfini sonuna kadar verdi.

Finish sonrası biraz sönük kalsa da yer minderleri (ki biz pek yer bulamadık geç geldiğimiz için) gölgelik alanlar vs güzel bir tecrübe oldu.

En önemli nokta ise yarıştan önce endişe ettiğimiz; “acaba yarışı vaktinde bitirebilir miyiz, lastiklerimiz patlar mı?” gibi sorunların hiç biri ile karşılaşmadık. Bu da keyif veren başka bir noktaydı.

Eleştiriler

Granfondo yarışlarının kaynaşma ve eğlence amaçlı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden etkinliğe katılan insanların bir biri ile etkileşime geçebilmesi amacı ile birşeylerin yapılması gerektiğini düşünüyorum. En basitinden konaklama için opsiyonel yerler önerilerek yarış öncesi insanların görüşme tanışma ortamına sahip olması sağlanabilirdi.

Kısa parkur başlangıç noktası ve kayıt noktası (Orhangazi Belediye önü) çok zayıf tutulmuş. Ne bir stand ne bir tanıtım hiç bir şey yoktu. Starta yarım saat kala shimano aracı geldi sadece. En azından lastik şişirme gibi basit teknik desteğin olması güzel olabilirdi.

Finish sonrası verilen hizmetler daha öncesinde yeterince açıklayıcı değildi. Örneğin transferlerin belediye otobüsleri ile yapılacağını düşünürken gayet güzel şehirlerarası otobüslerle yapıldığını gördük. Finish alanında bulunan soyunma kabinlerinin varlığını finishe gelince öğrendik. Bu belki bizim ilk defa katılmamızdan kaynaklı bir eksik bilgi olabilir fakat bununla ilgili hiç bir bilgilendirme yapılmamış olması zayıf bir yön.

Uzun Parkur’a verilen önemin kısa parkur için aynı seviyede olduğunu düşünmüyorum. Bu izlediğim videolardan bariz belli.

Kısa parkur zamanlama çiplerinin sonuçları bir birini tutmuyor. Strava kaydı 53km yol yaptığımızı doğrularken çip sonuçları 46km olarak gösteriyor. Süreler ve ortalamalar hatalı. Bu konuda sosyal medyada çok şey söylendi fakat ben polemik yaratmak ve organizasyonu yapan kurum ve kuruluşları sert eleştirme niyetinde değilim.

Verilen formalar beklediğimden iyi fakat arkasına cep dikerek bisiklet forması haline getirmek oldukça basit bir işlemken bu yapılmamış. Yarış kitini de oldukça başarısız buluyorum. Bisikletlere yapıştırmak için bir iki tane sticker konulabilirdi. Bu tarz tanıtım materyalleri bu tarz organizasyonlar için önemli diye düşünüyorum.

Her yarışta olduğu gibi bu yarışta da kazalar/düşmeler vardı. Önümde gördüğüm bir kaza/düşme olmadığı için boyutları hakkında yorum yapmak istemiyorum. Tatsız durumlar yaşamış arkadaşlar sosyal medyada bu konuda yaşadıklarını anlatmış zaten. Fakat yarışı düzenleyen şirket/kurum maalesef gerekli ve mantıklı açıklamaları yapmadığı için sosyal medya üzerinde ciddi bir eleştiri yağmuru ve kafa karıştıran bilgiler var.

Ben ve yarışa birlikte katıldığım arkadaşım Barış yarıştan büyük keyif aldık. Eksiklikler yanlışlıklar elbette bazı katılımcıları memnun etmemiş olabilir ve haklılık payları vardır. Fakat ben ülkemizde bu tarz organizasyonların azlığından dolayı anın tadını çıkartmaya bakıyorum. Umarım çok daha güzel organizasyonlar yapılır ve bu etkinliklerin sayıları artar.

Çektiğim resimler için; Facebook sayfamı 
Videolar için; Youtube Kanalımı

Ziyaret edebilirsiniz.