Yeni Dünya vs Geleneksel Dünya

Sanırım bilim dünyasının sanayi devriminden sonra yaptığı en büyük icat internet ve bilişim devrimi -aslında son zamanlarda veri devrimi diye adlanırılmaya başlandı-. Bir şeyin devrim olarak nitelendirmesi için çok ciddi değişimlere ön ayak olması gerekir diye düşünüyorum. İnternet veya bilişim devrimi de tam olarak bunu yaptı, yapmaya da devam ediyor.

Gelelim internetin ne yaptığına. Herkesin bildiği gibi mesafleri kaldırdı gibi terimlerden bahsetmeyeceğim. Benim çocukluğumda ki — internet vardı tabi dünyada ama bir devrim olmaktan uzaktı sanıyorum — dönemi ve daha geçmişi ele alırsak internetin ne getirdiğini daha net görebileceğiz. Bu arada internet gerçekten mesafeleri kaldırdı :).

Toplumların bilinçlenme ve gelişme eğrisi bana göre araştırma, öğrenme ve bilginin paylaşımı ile birlikte geliyor. Fransız ihtilalinin temeli yine öğrenmeye ve bilgi paylaşımına dayanıyordu. Ki bu noktada şunuda belirtmek istiyorum internetten önce bu tarz bir toplumsal ivmeyi matbaa ile başlatabildik.

Özellikle gençlerin aileleri ile internet konusunda yaşadığı tartışmalar daha doğrusu geleneksel yöntemlerle yeni nesilin çatışma cephesi tam da burada açılmış oluyor. Yeni nesil (z,y kuşağı vs) kendisine dayatılanı değil, kendi istediğini öğrenmek ve doğru yolu bulmak istiyor. İnternet ve gelişen bilişim teknolojileri de tam olarak bu imkanı veriyor. Geçmişte olduğu gibi “haberleri bir gün sonradan” öğrenmek gibi bir şey yok. Hatta sosyal medyanın — yeni nesil medya- gelişimiyle birlikte artık geleneksel medyanın dayattığı haberler yetersiz kalıyor.

Bu kadar hızlı bilgi paylaşımının olduğu — bir çoğu çöp olsa bile — bir ortamı anlamak tabiki zor. Özellikle korumacı iç güdüsü ile hareket eden anne ve babaların bu noktayı çözmesi biraz zaman almakta. Korumacılığın temeli ise interneti ve teknolojiyi tam olarak anlayamamktan geliyor. Tam olarak bilmediğimiz şeylere karşı temkinli yaklaşmak sanırım savunmacı iç güdülerimiz ile alakalı.

Son yıllarda giderek artan — en azından çevremde- televizyonsuz hayat mottosu da bu bağlamda değerlendirilebilecek bir şey. Çünkü insanlar kendilerine sunulanı değil, kendi seçtiklerini yapmak istiyor. Tabi ki işin sonunda birileri bir şeyler sunuyor ve biz yine bu sunulanları alıyoruz bir farkla; milyonlarca farklı seçenek içinden seçiyoruz. Günün belli saatlerinde top tv kanallarının yaptığı tek format dayatması yok bu dünyada. İsteyen gazetesini okuyor, haberini takp ediyor isteyen akşam yapacağı yemek tarifini araştırıyor.

Çocukluğunuzda sıkıldığınız zaman yapabileceğiniz şeyleri düşünün. Hatta bunları listeleyin. Aynı listeyi birde günümüz şartları için yapın. Düşünsenize önünüzde koca 2 saat var ve tv kanallarında sevmediğiniz şeyler, kitaplığa gidip baktığınızda hepsi okunmuş kitaplar var. Peki ya şimdi? Sevdiğim yazarın kitaplarını bulmak için kırtasiye kırtasiye gezdiğimi hatırlıyorum. İnternet ve bilgi devriminin geldiği nokta bu kadar basit aslında. Olayı basite indirirken “tek tıkla kapınızda” sığlığından bahsetmiyorum. Ne yapmak istiyorsanız, istediğiniz vakitte yapabiliyor olmanın basitliğini anlatmaya çalışıyorum.

İnternet ve bilgi devrimi giderek büyüyor, iot cihazlardan, taşınabilir teknolojilere kadar her alanda bu devrimin ürünlerini ve yansımalarını görüyoruz. Olay sadece televizyonsuz yaşamak değil. Ne istediğini bilen insanların elinde istediği şeylere ulaşmalarını sağlayan bir devrim var. Olay bundan ibaret.